
ARŞİV |
Nehirler, özgürlüğüne kavuşacak! İşçi sınıfının öz örgütlülükleri olan ve proletarya partileri için ise işçi sınıfıyla kendisi arasında volan kayışları olan sendikalar, geçmişten günümüze kadar birçok değişim ve gelişmeler yaşayarak gelmiştir. Bu özelliklerine rağmen bir önceki sayımızda da ifade ettiğimiz üzere sendikaların ve özelde de sendika yönetimlerinin içinde bulundukları durum işçi sınıfının mücadelesinden uzak bir seyir izlemektedir. Günümüz koşulları sendikaların kendiliğinden ortaya çıktığı kapitalizmin olgunlaşma döneminden farklıdır. Sendikaların ilk ortaya çıktığı koşullarda sınıfsal çelişkilerin özü yeterince ortaya çıkmamıştı. Diğer bir deyişle işçi sınıfının iktidar mücadelesini hedeflemesi gerektiğini ortaya koyan Marksizm ideolojisi ve bunu gerçekleştirmeye çalışan proletarya partileri yoktu. Kapitalizmin olgunlaşma sürecinde ortaya çıkan sendikalar, esas olarak ücretlerin iyileştirmesi ve işçiler arasındaki rekabetin azaltılması amacındaydı. Proletaryanın kendisiyle birlikte bütün sınıfları ortadan kaldırmasının mücadelesini veren Marksizm’in ortaya çıkışıyla birlikte sendikaların bu yaklaşımları aşılmıştır. Sendikalar Marksizm ortaya çıktıktan sonra artık sadece işçiler arasındaki rekabetin azaltılması ve ücretlerin iyileştirilmesini amaçlamakla yetinemez. Sendikalar bundan sonra işçilerin egemen sınıflara karşı yürüttükleri sınıf mücadelesinin önemli araçları olarak ele alınmaya başlanmıştır. Bu yaklaşım benimsendiği oranda sendikalar sınıf mücadelesinin gelişmesine, ileriye taşınmasına yol açmıştır. Elbette sendikalar sınıf mücadelesini etkin yürütmenin bir aracıdır ancak en önemli aracı değildir. Sınıf mücadelesini yürütmenin en başat ve olmazsa olmaz aracı proletarya partisidir. Ancak sendikalar proletarya partisinin işçi sınıfını bilinçlendirmek ve örgütlemek diğer bir deyişle işçi sınıfını sınıf mücadelesine kanalize etmek için kullanacağı önemli bir alan olmaktadır. Bu alanı ne kadar iyi kullanabilirse sınıf mücadelesinin gelişim seyrini hızlandırmak da o derece mümkün olacaktır. Marksizm’in ortaya çıkışıyla birlikte sendikalara biçilen misyon nasıl ki değişmişse egemen sınıfların da sendikalara yaklaşımı da değişmiştir. İşçilerin örgütlenmesinin önüne geçmek için burjuvazi her türlü yöntemi uygulamıştır/uygulamaktadır. Son yıllarda ise başını emperyalist burjuvazinin çektiği egemen sınıflar sendikaların gerekliliklerini yitirdiğini içeren bir propagandaya girişmiştir. Tüm bunlar işçi sınıfını daha fazla sömürme, iktidar mücadelesinde yeni mevziler kazanmayı amaç edinen söylemlerden öte bir şey ifade etmemektedir. Zira burjuvaziyle proletarya arasındaki çelişkiler olduğu gibi durmanın ötesinde daha da güçlenmiştir. Çelişki devam ettiğine göre bu çelişkinin ortaya çıkardığı araçlar da var olmak zorundadır. Sendikalar dün olduğu gibi bugün de işçi sınıfının ekonomik, demokratik ve siyasal mücadelesinde önemli bir araç olma misyonunu korumaktadır. Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki sendikal mücadelenin gelişmesi için güçlü ve bilinçli bir mücadele şarttır. Aksi taktirde sendikalar gerilemeye devam edecektir. Her olay ve olgunun içinde bulunduğu çelişkileri açığa çıkarmak ve bunlardan baş çelişkiyi yakalamak ve bu baş çelişkinin çözümü için uğraşmak MLM’lerin izlemesi gereken yoldur. İşçi sınıfı ve sendikaların içinde bulunduğu durumda baş çelişki politik yaklaşım ve ideolojik duruştaki gerilik olmaktadır. Bunun düzeltilmesi dostların ve düşmanların netleştirilmesi ileriye doğru atılacak adımı sağlayacaktır. Sınıfsal bakışı işçi sınıfı içinde hakim hale getirmek esas görevimiz olmalıdır. Yukarıdaki belirlemelerimizin veya çelişkilerin çözümlenmesi, işbirlikçi, uzlaşmacı ve reformist sendikal yöneticilerden beklemek demirin 1 santigrat derecede erimesini beklemek gibi bir şeydir. Sorunun nedeni olan unsurların sorunu çözmesi beklenemez. Bu sorunun çözümü proletarya partisinin gelişmesi, işçiler ve diğer emekçiler içinde yaygınlaşması diğer bir deyişle işçi sınıfı ve diğer emekçilere önderlik etme kapasitesini yükseltmesiyle mümkündür. Bunun içindir ki bugünden başlayarak sınıf bilinçli proleterler işçi sınıfı ve diğer emekçiler içinde yürüttükleri mücadelede yukarıda ortaya koyduğumuz baş çelişkinin çözümü doğrultusunda hareket etmelidir. Sendikal mücadelede ya da işçi sınıfı ve diğer emekçiler içindeki mücadelede politik yaklaşımların düzeltilmesi ve ideolojik duruşun proleter ideoloji seviyesine çıkarılması bizi hedefimize ulaştıracaktır. Kullanabileceğimiz bütün olanakları açığa çıkararak yozlaşmış sendika yöneticilerin gerçekliklerini deşifre etmeli, işçi sınıfının ve diğer emekçilerin gerçek dostlarının devrimci ve komünistler olduğunu göstermeliyiz. İdeolojik ve politik mücadeleyi ön plana çıkarırken işçi sınıfını tabandan örgütleme mücadelesi içinde olunmalıdır. İdeolojik ve politik mücadeleye, örgütlenme süreci eşlik etmediği takdirde yapılan çalışmaların kalıcılaşması ya da hedefe ulaşması mümkün değildir. İşçi sınıfı içinde sistemleşmiş ve yoğunlaşılmış bir mücadele meyvesini vermekte gecikmeyecektir. Bu sadece iyi niyetsel bir ifade değildir. İşçi sınıfının yaşadığı çelişkilerin oluşturduğu potansiyelin büyüklüğünün görülmesinin bir sonucudur. Unutmayalım ki yatağında güçlü akan bir nehrin önüne kurulan barajlar şöyle ya da böyle aşılacaktır. Yatağında güçlü akan işçi nehrinin önüne faşizmin kurduğu barajlar yıkılacak ve nehir özgürlüğüne kavuşacaktır.
|
ÇIKTI |
10-23 Ağustos 2007 Sayı:8080