
ARŞİV |
İngiltere tarihinin en uzun operasyonu bitti
İngiltere 38 yıl boyunca işgal altında tuttuğu Kuzey İrlanda’dan çekilme kararı aldı. 1969 yılında “Operation Banner” (Bayrak Operasyonu) adı altında gerçekleşen işgal, Kuzey İrlanda’daki Protestanlar ile Katolikler arasındaki çatışmalar bahane edilerek başlamıştı. Sözde barış gücü olarak bölgeye giden, ancak gerçekte burayı işgal eden İngiliz birlikleri, işgalin ardından ciddi bir direnişle karşılaştılar. İrlanda Cumhuriyet Ordusu (İRA) adıyla faaliyet gösteren örgütün işgalin sürdüğü uzun yıllar boyunca İngilizlere karşı yürüttüğü silahlı mücadele, İrlanda sorununun tüm dünya kamuoyuna taşınmasını da beraberinde getirdi. IRA, Eylül 1994’te ateşkes ilan ederek, İngiliz devletiyle görüşmeler yürütmeye başladı. Görüşmeler daha çok da, örgütün legal örgütlenmesi olan Sinn Fin aracılığıyla yürütüldü, ancak bu görüşmelerden 2000’lerin başına kadar kesin bir sonuç alınamadı. Ancak İngiliz emperyalizminin 11 Eylül konseptine uygun yönelimi bu süre içinde İRA’nın da bu konsepte uygun bir çizgiye evrilmesini getirdi. Son yıllardaki görüşmeler doğrudan Blair üzerinden yapıldı ve Blair bu yönlü özel bir çaba içine girdi. İngiltere’nin askerlerini çekmesi karşılığında, IRA’nın ise silahlara tamamen veda etmesiyle biten görüşmelerin bu sonucu ise, IRA’nın, emperyalistlerin 11 Eylül konsepti çizgisine evrildiğinin en somut kanıtıdır.
IRA’nın kronolojisi IRA’nın tarihi kronolojisi neredeyse İrlanda ile aynı. Her yüzyılda İngiliz Krallığına karşı ayaklanan İrlandalılar, katliam, sürgün, sefaletle iç içe yaşadılar. 19. yüzyıla gelindiğinde Ada’nın nüfusu yapılan katliamlarla giderek azaldı. Sadece zorla Hindistan plantasyonlarına köle olarak satılan 750 bin İrlandalı kılıçtan geçirilerek katledildi. İngiliz sömürgecilerinin adaya tekrar gelmesiyle başlayan Paskalya Ayaklanması kanla bastırıldı. Ayaklanmanın önderlerinden 15’i idam edilirken, sağ kalan Michael Collins ve Eamon de Valera 1918’de İRA’yı kurdular. 1918 bölge seçimlerinden başarıyla çıkan İRA, merkezi parlamentoya gitmeyi reddederek İrlanda’nın bağımsızlığını ilan etti. Bunun üzerine, İngiliz krallığı Adaya asker çıkartarak Adayı tamamen işgal etti. 1921 yılında Ada, Serbest İrlanda ve Kuzey İrlanda olarak ikiye bölündü ve Kuzey İrlanda İngiltere’nin bir eyaleti olarak günümüze kadar geldi. İngiltere’nin, Serbest Güney ve İngiltere’ye bağlı Kuzey İrlanda olarak ikiye ayrılması şartlarını Michael Collins kabul etti. Fakat anlaşmaya rağmen öldürüldü. IRA bu kez Valera önderliğinde yer altına çekilerek, silahlı direnişi esas alan mücadeleyi başlattı. Kırklı yılların sonunda Güney’in tam bağımsızlık elde etmesiyle, Valera Grubu, İngiltere anlaşmasını kabul ederek kısa süre de olsa iktidara geldi. Ve iktidara gelir gelmez IRA’yı tasfiye etti. Ancak altmışlı yılların ortalarında, körüklenen Katolik-Protestan mezhep çatışmaları Belfast ve Derry kentlerinde kanlı olaylara dönüştü. Olaylar karşısında pasif tutum takınan İRA’ya muhalif olan Kuzey İrlandalı öğrenciler 1968 gençlik hareketinin etkisiyle de “Geçici IRA”yı kurdular. Katolik gençliğin yoğun olduğu üniversitelerde temeli atılan İrlanda Kurtuluş Ordusu’nun sahneye yeniden çıkması ve silahlı mücadeleyi başlattığını ilan etmesini, İngiltere, ayaklanmanın başlangıcı olarak kabul ettiğini açıkladı. 25 bin askerini Adaya gönderdi. İRA, Belfast vb. yerleşim bölgelerinde İngiliz polis ve askerlerine yönelik yüzlerce eylem gerçekleştirdi. Margareth Thatcher dönemi ise, İrlanda halkı için en acılı yıllar olarak geçti. Şiddet ve baskıdan taviz vermemesiyle ünlü Thatcher, kirli savaş yöntemleri, sokakta infaz ve tutuklulara karşı hapishanelerde yapılan insanlık dışı uygulamalarla onlarca tutsağın sakat kalmasında başrol oynamıştır. IRA özgürlük savaşçıları 1973’te kurulan Diplock Mahkemeleri’nde sorgusuz, sualsiz ağır cezalara çarptırıldı. Bu mahkemeler İngiltere’nin Kuzey İrlanda’da açtığı özel işkence merkezlerinin sahte ifade düzenlemelerini esas alıyordu. IRA tutsakları, 1981 yılında, Long Kesh Cezaevi H Bloklarında, zorla giydirilmeye çalışılan tek tip elbiseye karşı İrlanda’nın bağımsızlığını içeren siyasal taleplerin de olduğu Ölüm Orucu’nu başlattı. Direniş İrlanda halkının kitlesel desteğini arkasına aldı. IRA önderlerinden, Ölüm Orucu’nu sürdüren Bobby Sands hapishanede milletvekili seçildi. Fakat sadece İrlanda halkının değil, dünya kamuoyunun desteğine rağmen, Demir Leydi lakaplı Thatcher, IRA mensuplarını “terörist” olarak lanse etmeyi sürdürdü. “Özgürlük kuşları kafeslerde tutulamazlar” sözleriyle direnişi sürdüren Bobby Sands ve dokuz İRA militanı ÖO’da şehit düştü. IRA emperyalist-kapitalist dünya tarafında ML olarak adlandırıldı. Oysa IRA’nın ML temelinde yükselen bir ideolojisi yoktu. O sadece bir ulusal hareketti. Uzun yıllar gizliliği esas alması, emperyalist bir ülkenin işgali altındaki metropollerde illegal silahlı mücadeleyi başarıyla sürdürebilmesi başlıca olumluluklarını oluşturur. İngiltere’nin on yıllar boyu süren vahşi devlet terörüne rağmen, bu konuda ilkeli davranmıştır. Askeri eylem çizgisinde sivilleri hedef almamaya, eylemlerinde sivillerin zarar görmemesine özen göstermiştir. IRA, sıradan halkın zarar görebileceği yerlere bomba vs. yerleştirdiği veya benzer askeri eylemler düzenlediğinde, İngiliz polisini arayarak, bu yerleri boşaltmasını haberdar etmesiyle ünlüdür. Ancak, IRA’yı karalamak amacıyla, kimi zaman bilinçli olarak boşaltılmayan eylem noktalarında sivillerin zarar görmesi gündeme gelmiştir. IRA en son 28 Temmuz 2005’te yayınladığı bir bildiriyle silahlı mücadeleye son verdiğini açıkladı. Açıklamaya ek olarak tüm silahlı güçlerine “Soğukkanlı olun ve silahları bırakın” çağrısı yaptı. Burjuva kalemşorlar ve Tony Blair emperyalist sisteme entegre manifestosunu, “tarihi açıklama” olarak sevinçle karşıladılar. Silahlara vedanın, dolayısıyla ulusal bir hareketin bitirilişinin karşılığı ise; birkaç İngiliz Üssü’nün kapatılması, özel harekat askerlerinin kademeli olarak Adadan çekilmesi, ileri tarihlerde tutsak IRA militanlarının affedilmesi oldu.
|
ÇIKTI |
10-23 Ağustos 2007 Sayı:8080