
ARŞİV |
Kültür-sanata bakış açımız üzerine...
Ancak şu da bir gerçek ki, bizler MLM biliminin sunduğu engin belirlemelerden çıkardığımız derslere karşın, genel olarak kültür sanat faaliyetlerimizi gerektiği gibi örgütleyememenin sıkıntıları ile karşı karşıyayız. Kültür sanat faaliyetini bütünün bir parçası olarak ele almak yerine, hatalı bir takım anlayışlarla hareket edildiğinde varılacak/varılan sonuçlar ortadadır. Kültür sanat politikamızı hayata geçirmenin birer aracı olan kurum-kurumlarımızın bu noktada önemli bir yeri vardır. Bu alandaki politikaların sistemli, sürekli ve somut hale dönüşeceği mekânlar olarak buralar hayati önemdedir. Ancak bu noktada da yukarıda altını çizdiğimiz eksikliklerden kaynaklı sorunlar yaşadığımız açıktır. Yaklaşık 11 yıl önce birçok yoldaşımızın, çevremizdeki onlarca insanın büyük emek ve çaba ile yarattığı kültür-sanat kurumumuz, faaliyete geçirildiği ilk yıllarda yükselen bir grafik çizerken, son yıllarda yaşanan darlaşma sonucunda, zamanla misyonunu oynamada sıkıntılı bir sürece girmiştir. Genel olarak DKÖ’leri ele alışımızdaki yanlış şekillenişin yarattığı sıkıntılar, kültür-sanat gibi daha özgün yanları bulunan bu alanda da yakıcı sorunları karşımıza çıkarmıştır/çıkarmaktadır. DKÖ faaliyetine uygun olmayan tarzdaki pratikler zamanla kurumu misyonu dışına çıkarmıştır. Asıl olarak DKÖ’ler, bizlerin kitleye açılmada ve onları kendi sorunları ve talepleri ekseninde bizimle harekete geçirmede araç olarak kullandığımız/kullanmamız gereken yerlerdir. Kültür-sanat kurumları bu misyonu daha özgün bir yapılanması olan kültür alanında hayat geçirmeye çalışır. Ancak bizim açımızdan genel olarak DKÖ’ler özelde de kültür sanat kurumlarımız uzunca bir süredir bu çerçevenin dışına çıkmış, darlaşarak “bizim” kurumumuz haline gelmiştir. Ülke içinde yaşanan güncel gelişmeleri takip edebilen ve bunları uzun süreli devrim perspektifine hizmet edecek biçime dönüştürebilen bir kültür-sanat anlayışı, kültür-sanat cephesi içinde etkin bir rol alacak niteliğe ulaşabilir ve bu durum tersine çevrilebilir. Bizim bu konudaki pratiklerimiz tersi bir yönde ilerlemiş ve kitleye yönelik politikalar yanlış yerlere savrulup, tıkanma boyutuna gelmiştir. Belirli kalıplar içinde ele aldığımız etkinlik, kurs vb. faaliyetler kitleyle buluşmayı ve ileri doğru atılmayı sağlamada yeterli olmamıştır. Peki, bu durum karşısında ne yapmalıyız? İlk olarak bu durum sadece bizim için dersler alınması gereken bir dönem olarak algılanmamalıdır. Kültür-sanat faaliyeti devrimci mücadelenin olmazsa olmaz ayaklarından biridir. Yaşanan her olayı devrim lehine dersler çıkarmak ve ileri sıçramak için bir basamak olarak değerlendirdiğimiz gibi kültür-sanat faaliyetimizin bu sürecini de öyle değerlendirmek durumundayız. Önümüzdeki süreçteki görevimiz; hatalarımızı öz-eleştirel biçimde MLM bilimi ışığında değerlendirmek ve yaratılan teorize edilmiş bilgilerin ışında pratiğe geçmek olacaktır.
Kültür-sanat faaliyeti gerekli midir? Kültür sanat faaliyetinin önemi konusunda Mao yoldaşlardan şunları dinliyoruz: “Aslında sanat için sanat, sınıflar üstü sanat diye bir şey yoktur. Proleter sanat ve edebiyat, proleter devrimci davanın ayrılmaz bir parçasıdır. Lenin’in dediği gibi ‘bütün devrim makinesinin dişlileri ve çarklılarıdır.”(1) Elbette öncelikle bu dişli ve çarklıları nasıl harekete geçireceğimiz ve nasıl kullanacağımız sorularının cevaplarını net olarak önümüze koymalı, kültür-sanat faaliyetini küçümseyen, dışında gören anlayışlarla mücadele etmeliyiz. Bu, alanda uzmanlaşmanın gerekliliği ve devrim mücadelesini ileriye taşımadaki öneminin anlaşılmasıyla kavranacak bir şeydir. Bununla birlikte güncel gelişmeleri takip eden hatta zamanla bu gelişmelerin içerisinden çıkan ilerici unsurları devrim lehine faaliyetlerde bir araya getirebilen bir yapı haline gelebiliriz. Bu şekilde oluşturacağımız nitelikli çalışmalarla kitleye taşığımız politikalarımız, kitle çizgimizi hayata geçirmenin bir aracı olabilecektir. Her renkten muhalif sanatçı, aydın ve sanatçı adayları için bir çekim merkezi olmak ve kültür-sanat alanında kurumsallaşmayı, kendi özgün çalışma sistematiğini oluşturmayı sağlamak bizim yaralarımızın en iyi ilacı olacaktır. Kurum çevresindeki ilişkileri ileriye çekmek, kurum çalışanlarına yönelik çalışma tarzını doğru şekilde belirlemek de yine bu ön koşullarla mümkün olacaktır. Daha önce de belirttiğimiz gibi önemli olan doğru bir kültür-sanat politikasıyla hareket etmektir. Tüm bu çalışmalar sırasında ustalardan öğrenmekten ve yeni olan karşısında bu ilkeler ile yeni atılımlar yapmaktan asla vazgeçmemeliyiz. Doğru bir kültür sanat anlayışının ilkelerini devrimin ilk yıllarında yoldaş Mao üç başlık altında toplamıştı. Uzun da olsa bu yazıdan bir bölümü tartışmalarımızda yön gösterici olması açısından aktarıyoruz: “Yeni demokratik kültür millidir. Emperyalizmin baskısına karşı koyar... Bu kültür, sosyalist kültürler ve bütün öteki milletlerin yeni demokratik kültürü ile birleşmekte, yeni dünya kültürünü kurmak için her bireyle birlikte gelişmeyi ve birbirinden faydalanmayı sağlayacak ilişkiler kurmaktadır. Ama bu kültür, devrimci bir kültür olduğundan, emperyalist hiç bir milletin gerici kültürü ile hiç bir zaman birleşemez… Bugün işimize yarayacak her türlü şeyi sindirmeli, yalnız çağdaş sosyalist ya da yeni demokratik kültürlerden değil, yabancı ülkelerin, mesela yabancı kapitalist ülkelinin aydınlık devre ait kültürü gibi eski kültürlerden de yararlanmalıyız. “ “Çin’de ve yabancı ülkelerde sanat ve edebiyat alanında eski çağlardan kalan zengin mirasa ve güzel geleneklere sahip çıkmalıyız: ama gene de amacımız, halk kitlelerine hizmet etmek olmalıdır. biz geçmişin sanat ve edebiyat biçimlerinden yararlanmayı da reddetmiyoruz.: ama bizim elimizde yeniden yoğrulan ve yeni bir öz kazanan bu eski biçimler de halka hizmet eden devrimci bir şey haline gelirler.” (2) “Yeni demokratik kültür bilimseldir. Her türlü feodal düşünceye ve batıl inançlara karşıdır. Gerçeği olgulardan hareket ederek açıklamayı, somut gerçek ile teori ve pratiğin birlik halinde olmasını savunur. Komünistler siyasi eylem planında, bazı idealistlerle, hatta dini inançlara bağlı olan kimselerle birlikte anti- emperyalist ve anti-feodal bir cephe kurabilirler. Ama bunların idealist ve dini görüşlerine hiç bir zaman katılmazlar. Yeni demokratik kültür halk kitlelerinin malıdır, onun için de demokratiktir. Devrimci kültür halk kitleleri için güçlü bir devrim silahıdır. Devrimci kültür, devrimden önce ortamı ideolojik bakımdan hazırlar; devrim sırasında ise bu kültür bütün devrim cephesinin önemli ve gerekli bir savaş cephesini oluşturur. Devrimin kültür emekçileri bu kültür cephesinin çeşitli rütbelerdeki komutanlarıdır... Halk kitlelerinden uzak duran bir devrimci, bir kültür emekçisi ordusuz generale benzer; ateş gücü hiç bir zaman düşmanı yenemeyecektir... Çünkü ısrarla belirtmek gerekir ki, halk, devrimci kültür için bitip tükenmez bir zenginlik kaynağıdır.” (3)
Geçmişin hatalarını sıçrama tahtası olarak kullanalım! Ustaların engin deneyimlerinden çıkardıkları tezler bize kültür-sanat faaliyetimiz için de önemli dersler vermektedir. Bizim ülkemizin özellikleri dikkate alınarak bu dersler önümüzdeki süreçte bir kez daha değerlendirilmeli ve tecrübelerimizle birleştirilerek çalışmalarımıza yön vermeliyiz. Önümüzdeki aylarda kurumumuzun yeniden ayağa dikilmesi için çalışmalarımıza hız vermeliyiz. Böylesi bir yeniden oluşturma süreci bizim ele alışımızla büyük bir sıçrayışa ya da gerilemeye neden olabilir. Biz bu süreci kendimizi, geçmişten çıkardığımız dersler ışığında bir sıçrama tahtası olarak kullanma ve daha güçlü bir yapıyla ileriye yönelmenin fırsatı olarak görüyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu faaliyeti genel olarak sahiplenmek, çevremizdeki geliştirilebilir her türlü ilişki ve olanağı bu faaliyeti düşünerek değerlendirmek ve genel faaliyetimizin bir parçası olarak görmek bizim sorumluluklarımız arasındadır. Bu, önümüzde yakıcı bir sorun olarak yerini almıştır ve çözümü örgütlü faaliyetçilerimizin bilincinde alacağı yerle mümkün olacaktır. Yakın zamanda hız verilecek bir çalışma ile sağlam temeller atarak kurumu yeniden oluşturma ve zamanla geliştirme anlayışını oluşturmaya çalışacağız. Unutulmamalıdır ki burada çözümün esası maddi sorun ya da mekân sıkıntısı değil kurumu canlı bir organizma gibi faaliyeti büyüten doğru bir siyasetle ayağa dikmektir. Bu da bizim çalışmaları ele alıştaki ciddiyetimizle gelişebilecek bir şeydir. (1) Mao Seçme Eserler Cilt 3 Yenan Sanat ve Edebiyat Forumunda Kapanış Konuşması-Mayıs 1942 (2) age
(3) Mao, Yeni Demokratik
Devrim |
ÇIKTI |
10-23 Ağustos 2007 Sayı:8080